Opin vísindi

 

Flokkar í Opnum vísindum

Veldu flokk til að skoða.

Niðurstöður 1 - 9 af 9

Nýlega bætt við

Verk
Understanding Hydrogen Sulfide Mineral Storage: Joint Geophysical Surveying and Geochemical Modeling at the Nesjavellir Geothermal Site, Iceland
(University of Iceland, School of Engineering and Natural Sciences, Faculty of Earth Sciences, 2025-12-05) Ciraula, Daniel; Halldór Geirsson; Faculty of Earth Sciences; Jarðvísindadeild; School of Engineering and Natural Sciences; Verkfræði- og náttúruvísindi
The physical and chemical processes that occur in the subsurface as fluids and rocks interact play a central role in shaping subsurface geochemical systems. However, capturing these fluid-rock interactions in the field is difficult, as these processes occur hidden from direct observation. Both geochemical and geophysical methods provide complementary insights into the complex fluid-rock interactions, but the disciplines are not commonly used together. This thesis aims to integrate reactive transport geochemical modeling with time-lapse geophysical surveying to better understand and monitor fluid-rock interactions associated with hydrogen sulfide (H₂S) mineral storage in basalt, focusing on the Nesjavellir geothermal site (SW Iceland). In the mineral storage approach, injected H₂S reacts with basalt-sourced iron to form the mineral pyrite. The direct current and induced polarization (DCIP) geophysical method is sensitive to pyrite abundance through the chargeability parameter and is therefore evaluated as a novel monitoring tool for H₂S mineral storage. This research integrates DCIP surveying with reactive transport models that couple fluid flow and transport with geochemical reactions to predict the fluid-rock interactions and provide insight into geochemical processes controlling the DCIP response. Reactive transport models presented here show that H₂S mineral storage is effective under the current injection conditions, with up to 87% of the injected H₂S mineralizing as pyrite over 25 years of continuous injection. Consequently, H₂S contamination of the nearby Lake Thingvellir is expected to be minimal (<0.013 µmol/L). However, faults with high permeability pose a potential risk for contaminating the surface water. Lithologic and hydrologic controls strongly impact H₂S mineralization: it is greatest in high-permeability hyaloclastites with abundant basaltic glass and in fresh, olivine-rich lava flows; high porosity and temperature accelerate iron release and pyrite formation; and permeability governs the spatial distribution of pyrite precipitation, although high fluid flow in permeable zones can limit the fluid-rock interactions required for pyrite formation. H₂S mineralization is maximized in high-permeability hyaloclastites containing abundant basaltic glass and fresh lava flows containing abundant Fe-rich olivine. High porosity and elevated temperature accelerate basalt dissolution and iron release, enhancing H₂S mineralization. Permeability controls the spatial distribution of H₂S-rich water and subsequent pyrite precipitation. However, high fluid flow rates in permeable zones can limit fluid-rock interactions. Inversion of the 3D flow model constrained by borehole fluid temperature data reveals high permeabilities up to 9.7×10⁻¹¹ m² in hyaloclastite units. The permeability values agree with estimates derived from a petrophysical relationship linking permeability, changes in electrical resistivity between 1985 and 2020, and smectite abundance, as predicted by reactive transport simulations over the same period. Multiple-porosity models indicate that slow, diffusion-dominated transport in the rock matrix enhances fluid–rock interactions, with up to 97% of the total pyrite formation occurring within the rock matrix. This highlights the importance of considering diffusive processes in multiple-porosity frameworks to accurately simulate H₂S mineral storage in fractured basalt. Assessing DCIP monitoring capabilities at Nesjavellir shows increases in chargeability in wireline DCIP logs from injection wells injecting H₂S-rich water at rates of 12.5-149 L/s. The wireline measurements, taken 40 days apart, capture changes consistent with reactive transport model predictions of pyrite formation within 3.25 m of the borehole. In contrast, DCIP surface measurements show no significant change in chargeability following six months of continuous injection. Field-scale reactive transport models illustrate that low signal-to-noise ratios at the injection depths and small chargeability responses from dispersed pyrite mineralization limit the monitoring capability of surface DCIP. Synthetic DCIP datasets generated from reactive transport models show that cross-borehole DCIP surveying improves upon the surface DCIP approach by measuring chargeability changes at injection depths, but the method remains limited by data noise and weak chargeability signals. Overall, this thesis provides innovative ways of integrating geochemical and geophysical approaches and provides a comprehensive, non-invasive approach to enhance hydrogeological monitoring capabilities.
Verk
Resolution by case syncretism in Icelandic passives
(Graduate Linguistics Student Association, 2024-12-06) Snorrason, Oddur; Wood, Jim; Sigurðsson, Einar Freyr; Stofnun Árna Magnússonar í íslenskum fræðum; The Árni Magnússon Institute for Icelandic Studies
Verk
Evde Sağlık Hizmeti Veren Sağlık Çalışanlarının Tıbbi Atıklara Yönelik Uygulamalarının Değerlendirilmesi
(2025-01-15) Ulu, Esma; Harputlu, Deniz; Hjúkrunarfræðideild
Giriş: Evde uygulanan sağlık hizmeti sonucunda tıbbi atıklar oluşmaktadır. Oluşan tıbbi atıklar, diğer atıklar ile karıştırılmadan toplanmalıdır. Amaç: Bu araştırma, sağlık çalışanlarının evde bakım sırasında oluşan tıbbi atıklara yönelik uygulamalarını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu araştırmanın verileri 14 Eylül 2021-11 Şubat 2022 tarihleri arasında 6 hastanenin evde sağlık hizmeti birimlerinde görev yapan 43 sağlık çalışanının katılımıyla elde edilmiştir. Araştırma verileri, Katılımcı Bilgi Formu ve Evde Sağlık Hizmeti Veren Sağlık Çalışanlarının Tıbbi Atıklara Yönelik Uygulamalarını Değerlendirme Formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırma verileri sayı, yüzde, min-maks, ortalama ve standart sapma değerleri ile verilmiştir. Bulgular: Sağlık çalışanlarının %65.1’inin kadın, %41.9’unun hemşire, %90.7’sinin tıbbi atık yönetmeliğini bildiği, %88.4’ünün tıbbi atıklar ve %44.2’sinin evde bakım konusunda eğitim aldığı bulunmuştur. Sağlık çalışanlarının %90.7’sinin evde bakımda oluşan tıbbi atıkları topladığı, %90.7’sinin evde bakımda oluşan tıbbi atıkları ayrıştırdığı bulunmuştur. Tıbbi atıkların doğru toplanma oranının insülin kalem iğnesi (%52.4), kontamine olmuş iğnesiz enjektör (%51.2), ve ilaçlar (%50.0)’da en yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Bu araştırmada verilen tıbbi atık örneklerinden dördü ile tüm sağlık çalışanlarının karşılaşmasına rağmen kontamine olmuş iğnesiz enjektör hariç diğer atıkların doğru toplanma oranının %50’den az olduğu bulunmuştur. Oluşan tıbbi atıkların kaynağında toplanması ve ayrıştırılması, hasta veya hasta yakınlarına tıbbi atık konusunda eğitim verilmesi önerilmektedir.
Verk
Birinci Basamak Sağlık Çalışanlarının Kronik Yara Bakımı Bilgi Düzeylerinin Belirlenmesi
(2025-04) Sahan, Seda; Harputlu, Deniz; Hjúkrunarfræðideild
Giriş: Kronik yaralar düzenli bir iyileşme süreci olmayan ve yara iyileşme süresinin beklenenden uzun olduğu yaralardır. Amaç: Bu araştırma, birinci basamak sağlık çalışanlarının kronik yara bakımı bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Bu araştırma tanımlayıcı bir araştırmadır. Araştırma örneklemini Ankara ili Etimesgut ilçesinde bulunan aile sağlığı merkezlerinde çalışan 178 kişi oluşturdu. Veriler, “Birinci Basamak Sağlık Çalışanlarının Kronik Yara Bakımı Bilgi Düzeylerinin Belirlemesi” formu ile toplandı. İstatistiksel analizde veriler gruplar içinde normal dağılmadığı için nonparametrik testlerden Mann Whitney U, Kruskal Wallis H testleri ve Spearman Korelasyon Analizi kullanıldı. Bulgular: Katılımcıları yaş ortalaması 38.2±9.7’dir. Katılımcıların %77’si (n=137) kadın, %47.8’i (n=85) lisans mezunu, %36.5’i (n=65) hemşire oluşturdu. Birinci basamak sağlık çalışanlarının kronik yara bakımına ilişkin toplam doğru cevap sayılarının ortancası 21 (min-mak:0-30) olarak hesaplandı. Katılımcıların eğitim durumları (p=.001), meslekleri (p=.001), yara bakım eğitimi alma (p=.01), yara bakımı yapma durumları (p=.02) ve evde sağlık hizmetlerinde çalışıyor olmalarının (p=.005) kronik yara bakımı bilgi formu toplam doğru cevap sayıları arasında istatiksel olarak fark vardır. Sonuç: Birinci basamak sağlık çalışanlarının eğitim durumları, meslek, yara bakım eğitimi alma, yara bakımı yapma durumları ve evde sağlık hizmetinde çalışıyor olmaları ile kronik yara bakımı formu toplam doğru cevap sayıları arasında istatiksel olarak anlamlı fark vardır. Bu bulgular doğrultusunda, birinci basamak sağlık hizmetlerinde kronik yara bakımı ile ilgili düzenli eğitimlerin verilmesi ve farklı merkezlerde, bölgelerde farklı araştırma yöntemleri ile daha nitelikli araştırmalar yapılması önerilmektedir.
Verk
Ethical competence in nursing : A theoretical definition
(2025-06-09) Halldorsdottir, Sigridur; Bryngeirsdottir, Hulda S.; Faculty of Nursing
Background: Ethical competence in nursing is essential. However, a theoretical definition of ethical competence in nursing and the critical components of ethical competence appear to be absent, resulting in a lack of convergence on the core content to be taught on ethical competence in nursing education. Aim and research questions: This study aimed to answer the following questions: What are the essential components of ethical competence in nursing? What is their definition in terms of nursing? What is the theoretical definition of ethical competence in nursing? Method: Walker and Avant’s concept synthesis. Results: Ethical competence in nursing consists of 12 essential components, defined and grouped into three main themes: (1) Ethical knowledge and understanding; having knowledge and understanding of the main theories of theoretical and practical ethics and the principal codes of ethics in nursing; (2) Personal ethical qualities; having ethical awareness and ethical self-awareness, ethical sensitivity, ethical perception, and ethical judgement. (3) Ethical ability and courage to perform; capable of moral reasoning, ethical reflection, and ethical decision-making, having moral courage and demonstrating ethical action and behaviour. The theoretical definition is thus: Nurses considered ethically competent have knowledge and understanding of the main ethical principles in nursing and possess personal ethical qualities, that is, ethical self-awareness, ethical awareness, ethical sensitivity, ethical perception, and ethical judgment as well as having the ethical ability and the courage to perform ethically, that is, capable of moral reasoning, ethical reflection, ethical decision-making, having moral courage, they demonstrate ethical action, and ethically responsible conduct. Conclusions: This study is essential to nursing as a discipline and profession. The findings provide a theoretical definition of ethical competence in nursing and the qualities characterising ethically competent nurses, which can be of great value in clinical practice, nursing education, leadership, and nursing research and theory development.